Walt Disney Pictures ve Oscar ödülü adayi yenilikçi yönetmen Tim Burtondan epik bir 3D (3 Boyutlu) fantastik macera ALIS HARIKALAR DIYARINDA geliyor, tüm zamanlarin en çok sevilen masallarindan birinin büyülü ve düssel degisimi. Üç kez Oscar ödülü
adayligi kazanan JOHNNY DEPP Çilgin Sapkaci ve MIA WASIKOWSKA küçük bir kiz olarak ilk kez karsilastigi garip dünyaya geri dönen, çocukluk arkadaslari Beyaz Tavsan, Tweedledee ve Tweedledum, Fare, Tirtil, Cheshire Kedisi ve elbette Çilgin
Sapkaciyla yeniden bir araya gelen 19 yasindaki Alis rolünde. Alis gerçek kaderini bulmak için fantastik bir yolculuga çikar ve Kupa Kraliçesinin korku kralligina son verir. Ünlü yildizlardan olusan oyuncu kadrosunda ANNE HATHAWAY, HELENA BONHAM
CARTER ve CRISPIN GLOVER da var.Lewis Carrollin sevilen “Alis Harikalar Diyarinda” (1865) ve “Aynanin Içinden” (1871) kitaplarinin büyüsünü ele geçiren, çarpici, yenilikçi görsellerle ve edebi tarihin en karizmatik karakterleriyle ALIS
HARIKALAR DIYARINDA Disney Dijital 3D™(3 Boyutlu) formatinda 5 Mart 2010da beyaz perdeye geliyor.
Notlar:
• Yönetmen Tim Burton ve aktör Johnny Depp bu yeni macera için tekrar bir araya geldi. Ikili ilk kez 1990 yilinin hit filmi “Makas
Eller”de çalisti ve hemen yakin arkadas oldular. Birlikte olaganüstü ve siradisi filmler yapmaya devam ediyorlar. “Ed Wood,” “Hayalet Süvari,” “Charlienin Çikolata Fabrikasi,” “Ölü Gelin” ve “Sweeney Todd: Fleet Sokaginin Seytan Berberi” diger ortak
ürünleri.
Türü: Fantastik Macera
Vizyon Tarihi: 5 Mart 2010
Oyuncular: Johnny Depp, Anne Hathaway, Helena Bonham Carter, Crispin Glover, Matt Lucas, Marton Csokas, Tim Pigott-Smith, Lindsay Duncan, Geraldine James, Leo Bill, Jemma
Powell, Mairi Ella Challen ve Alis rolünde Mia Wasikowska
Seslendirenler: Stephen Fry, Alan Rickman, Michael Sheen, Timothy Spall, Christopher Lee, Paul Whitehouse, Barbara Windsor
Yönetmen: Tim Burton
Yapimcilar: Richard D. Zanuck,
Joe Roth, Suzanne Todd, Jennifer Todd
Yardimci Yapimcilar: Katterli Frauenfelder, Tom Peitzman
Sorumlu Yapimcilar: Peter Tobyansen, Chris Lebenzon
Senaryo: Linda Woolverton, Lewis Carrollin “Alis Harikalar Diyarinda” ve “Aynanin
Içinden” kitaplarina dayanarak.
Tim Burton ile projeler arasinda söylesi molasi
Yönetmen Tim Burton tarafindan yaratilmis taslaklar, tablolar, film sahnesi çizimleri, set parçalari, çizgi filmler ve kuklalar, kasim
ayi sonundan itibaren New Yorktaki Modern Sanatlar Müzesinde sergilenmeye basladi. Ünlü yönetmenle “Edward Scissorhands”in dogusu, 3Dnin yükselisi ve antropomorfik (insan biçiminde) kahve fincanlari üzerine sohbet ettik.
Ömür
boyu yaptiginiz çalismalarinizi Modern Sanatlar Müzesine vermek nerden akliniza geldi?
Tim Burton: Çok organize bir insan degilimdir. Neyse ki, bazi malzemelerimi Amerikadaki bir depodan alip Ingiltereye tasimistim. Böyle konularla
gerçekten çok fazla ilgilenmem ama bu sergi sayesinde geriye dönmek benim için ilginç bir süreçti. Müze yetkilileri, geçmisimle ilgili bazi ilginç detaylari hatirlamama yardimci oldular. Sergide ben varim ama farkli bir ben bu… Kendime objektif
olarak bakabilme firsati buldum.
Yönetmenlerin çogunda kendi sanat çalismalarinin ve illüstrasyonlarinin retrospektifleri (geriye dönük birikim) pek yoktur. Yönetmenlik vizyonunuzu etkileyen güzel sanatlar altyapisina nasil sahip
oldunuz?
Gençlik yillarimda sevdigim filmlerin hepsi görsellik açisindan zengindi. Hafizamda derin iz birakan filmlerdi. Bence film görsel bir olaydir. Bu yüzden animasyon altyapima minnettarim. Animasyon herseydir. Sanattir,
tasarimdir, filmdir. O zamanlar hep animasyon sanatçisi olmak istiyordum. O alanda çalisirken herseyin nasil yapilacagini ögreniyordum. Animasyon film yaparken fiilen çalisiyor, planlari tasarliyor, çekimleri ve kurgu islemini yapiyorsunuz. Basindan
sonuna kadar harika bir deneyimdi.
Kreatif süreciniz nasildir? Film için rastgele çizimler yaparken aniden bir karakter buldugunuz anlar olur mu?
Benim için taslak hazirlama ve çizim süreci, baska insanlarin not alma
süreciyle esdegerdir diyebilirim. Kendimi hiçbir zaman bir yazar gibi hissetmedim. Bence görsellik daima önce gelir. Örnegin Jack Skellington karakteri, belli bir sebep olmadan önüme kagidi alip tekrar tekrar rastgele çizim yaptigim bir günde ortaya
çikti.
Bazen de karakterlerin beynimde olusan bir görüntüden ortaya çiktigi olur. Bunun örnegi Edward Scissorhand karakteridir. Aklimdaki fikir ve düsüncelerden ortaya çikarlar. Edward Scissorhand karakterinin dogusu bir duygudan kaynaklanir.
Yillar içerisinde farkli formatlarda çizmeye çalistim. Gençlik yillarimdan kalan bir fikirdi. Bu yüzden uzun süredir aklimdaydi.
Filmlerinizin çogunda orijinal fikirler var ama ayni zamanda “Planet of the Apes” ve “Alice in Wonderland”
örneginde oldugu gibi “yeniden çevrimler” de yapiyorsunuz. Hollywooddan “yeniden çevrimler” için destek almak, sifirdan film yapmaktan daha mi kolay?
Bugünlerde bir trend var. Neredeyse bütün TV dizilerinin yeniden çevrimi yapiliyor.
Belirli alanlarda güvence faktörünün önemli olduguna kusku yok. Ancak esit oranda da tehlikelidir. “Alice in Wonderland” gibi bir proje, 3D formatinda yapma firsatiyla birlikte degerlendirilirse, tamamen yeni bir proje gibi de algilanabilir.
Insanlarin zaten bildigi bir öyküyü alip kendi yorumunuzu getirmek tedirgin edici mi?
Açikçasi çok da ürkütücü gelmedi. Geçmiste yapilan “Alice in Wonderland” prodüksiyonlarina bakiyorum da, izledigim her versiyonda bir avuç
tuhaf karakterin arasinda yürüyen pasif bir kiz var. Benim yaptgimda ise Alice son derece aktif bir kiz olarak öne çikiyor. Dolayisiyla geçmiste yapilanlara karsi herhangi bir baglilik duygum olmadi. Benim için tamamen yepyeni bir deneyimdi.
Geçmisten örnek alabilecegim ve yeniden hayat verebilecegim harika bir versiyonu yoktu.
3D formatinda çekilmis bir live-action dünyasina ilk adiminizi atarken “Alice”in kusursuz bir öykü oldugunu düsünüyor musunuz?
“Alice
in Wonderland”in bana cazip gelen yani 3D formatinda çekilecek olmasiydi. Daha önce “Nightmare Before Christmas”in 3Dye dönüstürüldügünü biliyoruz. Gerçekten de iyi oldu. Izlerken büyülendim. “Nightmare”in asil 3D formatinda seyredeger oldugunu bana
gösterdi. Simdi 3Dnin “Alice” öyküsü için de uygun oldugunu hissediyorum. Bence “Alice”deki asil olay, öyküsünün edebi yönü degil; tuhaf ve esrarengiz dogasidir. Bu kadar yil sonra yeniden denemek bu yüzden cazip geldi.
Hollywoodun
geri kalan kisminin CGInin (bilgisayar efektli animasyonlar) keyfini çikardigi günümüzde hala stop-motion animasyon gibi geleneksel özel efektlerle çalismaya devam etmek zor olmuyor mu?
Stop-motion tekniginin tipki animasyon gibi
degerli bir sanat formu olarak kendisini kanitladigini düsünüyorum. Bundan birkaç yil öncesine kadar ölü bir mecraydi. Simdi hala birçok belirsizlik olmakla birlikte yeterince çesitlilik ve farklilik olustu. Eger insanlar bir filmden hoslanmissa
hangi mecraya ait oldugunun önemi yoktur. CGInin tam egemenliginin sözkonusu oldugu birkaç yil öncesine kiyasla simdilerde stop-motion daha iyi durumda…
Stop-motionu sevdiginiz belli… Sizdeki CGI korkusunun sebebi nedir?
Örnegin “Nightmare Before Christmas”i ele alalim. El çizimi animasyon seklinde yapmam teklif edildi ama ben stop-motion yaptim. Çünkü o proje için en dogru mecra oydu. Ister stop-motion, ister animasyon, ister CGI olsun, hangi mecranin
kullanilmasi gerektigine karar verirken teknik açidan basarmak istediklerinize paralel olarak her projeye göre degisir.
“Pee Wees Big Adventure”dan “Beetlejuice”e kadar her filminizde mobilya gibi hareketsiz nesnelerin hareketlenip
hayat bulma egilimi var. Nesneleri günlük bazda insan gibi görüp antropomize mi ediyorsunuz?
Evet, elimde kahve fincaniyla burada yatagima uzanmis durumdayim. Böyle bir yerde dikkatimizi dagitip derin düsüncelere dalmak için bos zamana
ihtiyacimiz vardir. Insanlar bunu hayatlarinda yeterince yapmiyorlar. Iste o anlar, bir agacin küçük bir karaktere dönüstügü anlardir.
Geçmise dönmekten heyecan duydunuz mu?
Benim için oldukça tuhaf ve gerçeküstü bir durum
bu… Henüz tam anlamiyla kavrayamadim. Hazir herseyimi vermisken kirli çamasir sepetimi de oraya biraksam iyi olacak.
• Söylesi: Sonia Zjawinski. 17 Kasim 2009 – Wired.com